Ana SayfaKÖŞE YAZILARIUyurken para kazanmanın dayanılmaz cazibesiKÖŞE YAZILARIUyurken para kazanmanın dayanılmaz cazibesi

Prof. Mustafa Durmuş – İki hafta önce patlayan şey finansal fon balonundan ziyade, artık adeta büyük lağıma dönüşmüş düzen ortaya saçılan devasa pisliktir. 

pisliğin merkezinde; iktidar partisine mensup bazı politikacılar, devleti yönetenlerin atadıkları, sözüm ona denetleyici olması gereken kurumların bazı yöneticileri kumarhaneye dönüşmüş olan finans piyasaları. 

İbretlik Tablo

Aslında, 23 yıldır ülkeyi yöneten neo-liberal/siyasal İslamcı zihniyetin ülkeyi, kurumları insanımızı ne hale getirdiğinin ibretlik tablosu karşı karşıyayız. Öyle ki, haramdan ya kul hakkı yemekten korktuklarını söyleyen insanlar, haramın en büyüğünü yemekten hiç korkmamışlar ki yüzbinlerce insanın birikimini hortumlamakta hiçbir sakınca görmemişler. 

yandan, “mağdur” olarak tanımlanan 450 binden fazla yatırımcının önemli kısmı; yaşam standardını devam ettirebilmek için finansal piyasalara yönelen, aynı zamanda emek sarf etmeden parasını büyütmek isteyen yatırımcılardan oluşuyor. Belli ki onlar emek sarf etmeden para kazanmanın dayanılmaz cazibesine kapılmışlar.

Çalışarak, Alın Teri Dökerek Kazanılan Para Emek Sarf Etmeden Elde Edilmiş Büyük Çaptaki Servetten Kazanılan Para Aynı mıdır? 

“Fon vurgunu” ortaya çıktığından yana yapılan değerlendirmelerde konuya ilişkin tartışmalarda eksik bırakılan ya bilinçli olarak üstü örtülen soru aslında tam budur. 

Bakın ünlü Amerikalı dolar milyarderi. Buffett servetten para kazanmayı, nasıl meşrulaştırıyor: “Uyurken para kazanmanın yolunu bulamazsanız, ölene kadar çalışırsınız.” (1)

Yani Buffett’e göre, para sizin için çalışırsa, siz çalışmaksızın çok daha fazla para kazanabilirsiniz. Ancak, tipik ücretli gibi, siz para için çalışırsanız, ölene kadar çalışmak zorunda kalırsınız. Oysa insanlar günde sadece belli saatler çalışabilirler. Buna karşılık, finansal piyasaya yatırım yaptığınız sürece, para 7/24 sizin için çalışmaya devam edebilir. Yani siz uyurken dahi servetinizi katlayabilirsiniz.

Gerçekten öyle: AKP eski genel başkan yardımcısı eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya eşi başta olmak üzere, büyük paraların sahipleri rahat yataklarında uyurken devasa servetin sahibi olmadılar ? 

Gelir Servet Dağılımındaki Uçurum 

ekonomide benzeri vurgunların yapılabilmesi için; öncelikle gelir servet eşitsizliğinin çok büyük boyutlarda olması gerekiyor. Yani birilerinin çok büyük servetlerinin olması, diğerlerinin ise geçim sıkıntısı içinde olmaları lazım: toplumun büyük kısmı ücret gelirleriyle geçinemediği için (küçük olsa) tasarruflarını büyüterek ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yola başvurmak zorunda kalmalı. (Bireysel kurtuluş yol olabilir ama asıl gerçekçi kurtuluş toplumcu kurtuluştur).

Büyük servetlerin sahipleri ise (genellikle iktidarı arkalarına aldıklarından) büyük çaptaki paralarıyla (ya devlet bankalarından aldıkları düşük faizli, uygun kredilerle) oyunu başlatarak küçük yatırımcıların birikimlerini hortumlamalılar.

Emek Gelirinin Payı Hızla Azalıyor

Malum, kapitalist ekonomide kabaca iki temel gelir kaynağı var: emek/işgücü geliri olarak bilinen çalışarak kazanılan para sermaye/servet geliri olarak bilinen.

Geçtiğimiz yüzyılda, ekonomideki geleneksel anlayış, gelirin genel olarak dörtte üçünün emek gelirine, dörtte birinin ise sermaye servete ayrıldığı yönündeydi. 

İçinde bulunduğumuz yüzyılın en önemli özelliği ise; artık sermaye servet gelirlerinde patlama yaşanması emek gelirlerinin giderek azınlığa düşmesidir. Öyle ki ILO’nun en son tahminlerine göre, küresel çapta sermayenin payı yüzde 47,4’e, yani toplam milli gelirin neredeyse yarısına yükseldi. oran, 1980’ yaklaşık yüzde 39. (2) Temsil ettikleri nüfus dikkate alındığında eşitsizliğin boyutlarının ne kadar büyük olduğu anlaşılabilir.

Dünya Eşitsizlik Laboratuvarı (WIL) tarafından hazırlanan “Dünya Eşitsizlik Raporu” (2026) (3), dünyanın en zengin yüzde 40’ının toplam gelirin yüzde 53’ünü; toplam servetinse yüzde 75’inie elde ettiğini dünyanın en alttaki (en yoksul) yüzde 50’sinin toplam gelirin yüzde 8’ine toplam servetin yüzde 2’sine sahip olduğunu ileri sürüyor.

Günümüzde eğilimi daha güçlendiren birçok faktör söz konusudur: dünyada sermaye yanlısı otoriter rejimlerin yaygınlaşması, sendikalar gibi emek örgütlerinin zayıflaması sonucunda işçi sınıfının sınıf mücadelesinde geriye düşmesi yapay zekâ teknolojisi gibi teknolojik yenilikler.

Türkiye’deki Eşitsiz Gelir Servet Dağılımı

Türkiye’ ise en zengin yüzde 20’lik nüfus, milli gelirin yüzde 48’inden fazlasına sahip iken, en alttaki yüzde 20’nin payı yüzde 6’nın biraz üzerinde. Nüfusun en zengin yüzde 10’u toplam gelirin yüzde 53’ünü alırken, en alttaki yüzde 50’lik nüfus yalnızca yüzde 15’ini alabiliyor. En üst yüzde 10 en alt yüzde 50 arasındaki gelir farkı ise 32 kattan 35 kata yükseldi (2014–2024 yılları arasında).

Servet ise en zengin azınlığın elinde birikmiş durumda: en zengin yüzde 10 toplam servetin yüzde 68’ini elinde tutuyor. Tek başına en üst yüzde 1’lik nüfus toplam servetin yüzde 35’ine sahip. (4)

Yani, Türkiye’ izlenen ekonomi politikaları gelirin ( servetin) zenginlere doğru aktarılmasını sağladığından hem gelir hem servet giderek üst gelir servet gruplarının elinde birikiyor, halk ise mülksüzleşiyor yoksullaşıyor. Zenginleşen kesimler paralarını daha kısa sürede büyütebilmek için fonlar, borsalar gibi alanlara yöneliyorlar.

Aşırı Finansallaşma Vurgunların Önünü Açıyor

İşte aşamada, artan finansallaşma mekanizması devreye giriyor. Dünyada Türkiye’ finansal sektörün (fire: bankacılık, sigortacılık, borsalar, mali fonlar, türev araçlar, menkul kıymetleştirme, emlak/gayrimenkul inşaat projeleri gibi) giderek sanayi tarımsal faaliyetlerin önüne geçmesi biçiminde ortaya çıkan finansallaşma, yapısı gereği vurgunlara zemin hazırlıyor. Böyle birikim modelinde finans; hizmetkar değil, efendi rolü oynuyor. sektörün temel güdüsü ise spekülasyon manipülasyonlarla büyütülen servetler. 

“Nerden Buldun” Nereye Gitti?

Kuşkusuz böyle ekonomik model buna uygun siyasal yapılanma olmaksızın yürüyemezdi. Devlet, denetlemelerden çekilmeli, kuralsızlaştırma esas olmalı en önemlisi kimseye servetinin kaynağı sorulmamalıydı. İşte yüzden AKP, daha iktidarının ikinci yılında, “Nereden Buldun Yasası” olarak bilinen önemli denge-denetleme mekanizmasını ortadan kaldırdı.

bugünlere böyle geldik: İktidara yakın 100’ü aşkın fonun yöneticileri, bunları yöneten portföy yöneticisi şirketler, servet sahibi politikacılar araya gelerek (SPK BDDK, İMKB gibi kurumların göz yummalarıyla), Ponzi soygununu başlattılar küçük yatırımcıların ilk tespitlere göre 900 milyar liradan fazla parasını hortumladılar.

Alınan önlemlerse vurgunun sonuçlarını ortadan kaldırmaya ya yeni vurgunların yapılmasını önlemeye yetecek gibi görünmüyor. Çünkü iktidar, kendisi açısından büyük skandala dönüşen fon vurgununun politik etkilerini hafifletmeye dönük önlemler almakla yetiniyor, yani derine gitmiyor. Zira önümüzde seçimler var zaten giderek büyük kayıp yaşayan iktidar yeni kayıplarla karşılaşacaktır. Derine gitse parti teşkilatında çözülme başlayacaktır.

Sonuç: Tepedeki Örgütlü Servete Karşı Tabanda Emekçileri, Halkı Örgütlemek Gerekiyor!

Kısaca iktidarın, sorunun özüyle uğraşmak gibi niyeti. Bunu ancak halktan yana iktidar yapabilir. 

Böylece, öncelikle gelir dağılımını iyileştirmek milli gelir içindeki emeğin payını artırmak gerekiyor. Bunun için demokrasiye, güçlü işçi sendikalarına sınıf mücadelesine ihtiyaç. Yani emekten yana yeniden bölüştürücü bütçe politikalarının yanı sıra, sendikal hak özgürlüklerin sendikal örgütlülüğün artırılmasına yönelik sosyal politikalar uygulamak. 

İkinci olarak, sermaye gelirlerini daha ağır vergilendirmek ilave olarak artan oranlı servet vergisi uygulamak gerekiyor. Ayrıca gelirlerin ya doğrudan nakit ödemeleri yoluyla ya gelirlerle kamusal sağlık, eğitim, bakım, ulaşım enerji gibi evrensel kamu hizmetlerini fonlayarak, insanların sahte umutların peşinde koşmasını önlemek gerekiyor. 

İktidardaki oligarşi bunu yapmayacaktır, bunu biliyoruz: demokratik halk iktidarı altında, zor olsa, bunları yapmak hem mümkün hem gereklidir. 

Anahtar sözcükler: Emek, Fatma Betül Sayan Kaya, Finansallaşma, Fon vurgunu, Nereden buldun.

Dip Notlar:

  • https://www.sarwa.co/blog/warren-buffett-quotes (4 Ekim 2026).
  • https://stonecenter.gc.cuny.edu/publications/capitalization-of-the-world-global-distribution-of-income-from-property-2000-2020 (Şubat 2026).
  • Chancel,., Gómez-Carrera,., Moshrif,., Piketty,., et. World Inequality Report 2026, World Inequality. wir2026.wid.world (20 Haziran 2026).
  • TÜİK, Gelir Dağılımı İstatistikleri, 2025, (26 Aralık 2025); World Inequality Report 2026.
  • yazıya emoji tepki ver

    😡0Kızgın🤣0Hahaha👍0dim.❤️0Muhteşem😢0Üzgün😮0İnanılmazÖnceki haberCemil Tugay İzmir AKP’ye geçiyor?

    En Son Haberler

    Cemil Tugay İzmir AKP’ye geçiyor?‘Ben yandım sizi yakarım’: Fatma Betül Sayan Kaya’dan ‘Her şeyi anlatırım’ restiFon vurgunu: Operasyondan 1 gün önce 650 hesaptan 227 milyar lira çekilmişSanchez parlamentoyu feshetti: İspanya erken seçime gidiyorİşte SSK BAĞ-KUR emekli zammı kira artış oranı